Normalleşme süreci bizi ve çocuklarımızı endişelendiriyor mu?

Pandemi öncesi yaptığımız aktiviteleri tekrar yapacak olmak; ofise gitmek, dışarıdan yemek yemek, tekrar alışverişe gitmek gibi normal dediğimiz aktiviteler başlangıçta bizler için kaygı verici olabilir. Bu kaygılar okul öncesi kurumlarının tekrar açılması ile birlikte sokağa çıkma yasağına uyan, 2,5 aydır sokak kavramına uzak kalmış çocuklarımız için de geçerlidir.

Çocuklarımızın da bir sosyal hayatı olduğunu ve bu kaygılardan uzak tutulması gerektiğinin çözümlerini ararken çocuklarımızı nasıl rahatlatabiliriz?

Öncelikle biz büyüklerin kendi endişelerini gidermesiyle başlayabiliriz diye düşünüyorum. Bizim endişelerimiz anlık olarak çocuklarımıza yansıyacaktır.Bu sebeple öncelik bizlerin dış ortama hazır hissetmesi çok önemlidir. Bir anaokuluna başlatmadan evvel, ilk aktivite olarak çocuklarımızı, onlarla sosyal mesafenin korunduğu açık bir alanda onların belirleyeceği sürece beraber vakit geçirebiliriz.

Bu süre içinde çocuklarımızın oyun oynarken sizleri de gözlemlediğini hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.

Dışarıya  çıktıktan sonra çocuklarımızı sıklıkla “Dokunduğun yere dikkat et” gibi sert ve çocuklarımızı dışarı çıkmadan dışarıdan soğutacak uyarı sözlerinden kaçınıp, sizleri dikkatle dinlediğinden emin olarak evde iken, beraberce, dışarıda virüslerden kendimizi nasıl koruyacağımıza dair ufak bir hatırlatma şeklinde önlem planı yapabilirsiniz.

Çocuklarımızın çok heyecanlı olduklarını düşündüğümüzde, alacağı bireysel önlemde hata riskinin fazla olacağını düşünerek, virüs iyice zayıflayana kadar park, avm gibi kural karşıtı rahat bir toplum olduğumuz varsayımından yola çıkarak kalabalığın içine girmekten kaçınmakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Virüs; utanma,ayıp, nezaket dinlemez.Sağlık, hem sizin hem de sevdikleriniz için bu kavramlardan daha önemlidir.Bu sebeple kimse siz onun elini sıkmadınız diye alınmayacağının paylaşımını çocuğumuz ile paylaşmalıyız.

Bu konuda hem siz hem de çocuğumuzun vicdanı rahat olmalı, böylelikle mesafeli davranmayı da hem kendi hem de çocuklarımızın hayatına sokmayı başarmış olabiliriz.

Bizler alacağımız önlemlerle eskisinden daha sağlıklı günlerin çocuklarımızı ve bizleri beklediğine dair kanaatim tamdır.

 

Uçak Geliyoooorrr….

Hepimiz aynı oyunla yemek yedik.Yemeğin, başka tarafa dikkat çekilerek, oyunla yemek yedirilme aşamalarından geçtik çocukluğumuzda. Maalesef bebekliğimizden itibaren kontrolün bizlerde olduğu, elimizle yemeklere saldırıp üstünü başımızı, hatta yemek yedirenin üstünü kirlettiğimiz aşamaları pek çoğumuz yaşamadık. Şimdi pek çoğununuzun “İzin vermediler şöyle rahat rahat, tadını çıkara çıkara, üstümü kirlete kirlete yemek yememe” dediğini duyar gibiyim.

Şimdiki zamanda ise oyunun yanında bir de teknolojik aletler bizlere eşlik ediyor.”Uçak geliyor” da bir kandırmacaydı elbette. Çocuğun bilinç dışında etkilendiği özgüveninin sarsılacağı bir durumdu.Şimdi ise oyuna gerek kalmadı.Çocuğu teknolojiyle transa geçirmek işimizi daha da kolaylaştırdı.
Yazının devamı için…

Sorumluluk Bilinci

Çocuklarımızı geleceğin zor şartlarına hazırlayacak en önemli vasıflardan biri ” Sorumluluk Duygusu ” dur. Görevlerinin ve sorumluluklarının farkında olan, kendine güvenen çocuklar yetiştirmek her anne babanın isteğidir elbette.

Çocuklarımıza durumlar karşısında fırsat vermek ve bu fırsatı, çocuğumuz nasıl değerlendirirse değerlendirsin, şevkini kırmayarak, onu teşvik etmek birinci kuralımız olsun.
Başlangıçta her başarıda onay bekleyen çocuklarımız sorumluluk bilinci yerleştikçe onaya ihtiyaç duymayacaktır.
Sorumluluklar ev düzeninde başlar, sonrasında sosyal hayata yansımaları görülür.
Rol model olmak, doğru yönlendirebilmek, sabırlı ve kontrollü olmak da çocuğumuz üzerinde sorumluluk bilincinin yerleşmesine yardımcı olacaktır.